<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Op. Dr. Tibet KAÇIRA</title>
	<atom:link href="http://www.tibetkacira.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tibetkacira.com</link>
	<description>Nöroşirurji - Beyin ve Sinir Cerrahisi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Nov 2011 12:53:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Dar Kanal Hastalığı</title>
		<link>http://www.tibetkacira.com/58</link>
		<comments>http://www.tibetkacira.com/58#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Nov 2010 21:33:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>truvahorse</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dar Kanal Hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tibetkacira.com/?p=58</guid>
		<description><![CDATA[Dar kanal hastalığı (lomber stenoz) tanımı nedir ? Dar kanal, omurgayı oluşturan kemiklerin ortasında yer alan omurilik kanalının ön-arka veya sağ-sol çaplarının daralarak, yukardan aşağı içinden geçen omuriliği bazı seviyelerde boğmasıdır. Omurilik kanalının yanlarında her seviyede birer çift sinir kökü kanalı yer alır. Dar kanal bazen de bu ince kemik kanallarının daralarak, sinir köklerini içinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Dar kanal hastalığı (lomber stenoz) tanımı nedir ?</em></strong></p>
<p>Dar kanal, omurgayı oluşturan kemiklerin ortasında yer alan omurilik kanalının ön-arka veya sağ-sol çaplarının daralarak, yukardan aşağı içinden geçen omuriliği bazı seviyelerde boğmasıdır. Omurilik kanalının yanlarında her seviyede birer çift sinir kökü kanalı yer alır. Dar kanal bazen de bu ince kemik kanallarının daralarak, sinir köklerini içinden geçtiği sırada gelişebilir.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.tibetkacira.com/wp-content/uploads/2010/11/beldedarkanal.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-97" title="beldedarkanal" src="http://www.tibetkacira.com/wp-content/uploads/2010/11/beldedarkanal.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p><em><strong>Dar kanal ameliyatı :</strong></em></p>
<p>Dar kanal ameliyatında genellikle arkadan omuriliğe basıp onu sıkıştıran kemik yapılar çıkartılır. Yanlarda sinir köklerine basan ve yan olukları daraltan kemik uzantılar kısmen alınır. Fazla kemik aldığımız için taşıma gücü düşen ve hatta kayma tehlikesi taşıyan omurga titanyum metal vida ve rodlarla desteklenmelidir. Bu metaller takıldıktan sonra vücudun kendi kemik yapısı gibi davranacak ve hasta bunların varlıklarını hissetmeyecektir. Birkaç ay içinde omurganın kendisi birbirine kaynayacağından metallere binen yük azalacaktır. Bu metaller ile MR filmi rahatlıkla çekilebilmektedir.</p>
<p><strong><em>Tedavi edilmeyen dar kanal hastalığı :</em></strong></p>
<p>Dar kanal hastaları en az bel fıtığı hastaları kadar, hatta onlardan daha fazla teşhis ve tedavide önem taşırlar. Çünkü bu hastalar ya bel fıtığı tanısı almış ve tedavileri ileri yaşları nedeni ile ertelenmiş hastalardır ya da ameliyatta platin takmayı gerektirdikleri için korkutucu ve riskli hastalık grubunda kabul edilip bilerek ihmale uğramışlardır. Dar kanal zamanında tedavi edilmezse sonuçları itibariyle hastayı geri dönüşü çok zor bir nörolojik tablo içine sokar. Yayınlar bulguları yerleşmiş ve felç başlamış bir yıllık vakaların ameliyatlarının taze vakalar kadar iyi sonuç vermeyeceğini, hatta iki yıllık vakaların ameliyatının ise nerdeyse boşuna olduğunu bildirse de elde ettiğimiz ameliyat sonuçlarına göre bu hastalar kaçıncı yılda olurlarsa olsunlar mutlak ameliyat edilmelidirler. Ameliyat aşamasına gelen hastanın, özellikle ayağında kuvvet kaybı başlamış hastanın başka yöntemlerle kesinlikle oyalanmaması gerekmektedir.</p>
<p><em><strong>Dar kanal hastalığının, bel fıtığından farkları nelerdir ?</strong></em></p>
<p>Dar kanal bel fıtığına benzer bulgular verse de farklı özellikleri vardır. Dar kanal hastaları hafif öne eğik yürürler. Hasta uzun süre ayakta kaldığında ya da yürümeye başladığında bacaklarının birisinde ya da genellikle her ikisinde birden sadece ağrı ya da sadece uyuşma ya da sadece kuvvetsizlik ya da bunlardan birkaçı bir arada gelir. Oturmak ya da bir süre dinlenmek zorunda kalır. Daha sonra yürümeye devam eder. Zamanla sorunsuz gidebildiği yürüme mesafesi kısalır. Yürüme mesafesi birkaç adıma inenler veya tamamen yatağa bağımlı kalan hastalar vardır. Bu aşamada yapılan ameliyat yürüme mesafesi henüz fazla kısalmamış olana göre daha az yüz güldürür.</p>
<p><strong><em>Ameliyatın riski nedir ?</em></strong></p>
<p>Son zamandan yapılan bazı haberlerde vidaların körlemesine gönderildiği, bu nedenle felçlerin oluşabileceği ve bunu önlemek için yeni geliştirilmiş robot denen görüntüleme yönteminin nerdeyse şart olduğu gibi ifadeler kullanılmıştır. Vidalar bugüne kadar ne dünyada, ne de Türkiye`de, spinal instrumantasyon yapılan merkezlerinde asla ve asla körlemesine gönderilmemiştir. Daima skopi denen görüntüleme yöntemi ile vida yönlendirilmesi sağlıklı bir şekilde uygulanmıştır ve halen de uygulanmaktadır. Bu cihaz hemen hemen her hastanede bulunmaktadır.</p>
<p>İşinin ehli ve vida uygulama konusunda tecrübeli hekimler neredeyse skopiye bile gerek kalmadan doğru vida uygulaması yapmaktadır. Bu işlemde robot gibi kompüterize cihazlara da gerek olmamaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tibetkacira.com/58/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyin Tümörleri</title>
		<link>http://www.tibetkacira.com/beyin-tumorleri</link>
		<comments>http://www.tibetkacira.com/beyin-tumorleri#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Nov 2010 21:30:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>truvahorse</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin Tümörleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tibetkacira.com/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[İnsan beyni, insanı diğer canlılardan ayıran en önemli oluşumdur. İnsan beyni tüm vücut işlevlerini kontrol etmesinden başka düşünmek, analiz yapmak, planlamak, hayal etmek ve sanatsal yaratıcılıktan sorumludur. Beyin üzerinde pek çok araştırmalar yapılmış, ancak gizemi hala çözülememiştir. İnsan beyninde yaklaşık 1 trilyon hücre vardır.İnsan beyni tüm dünyadaki okyanuslarda üretilen su moleküllerinden daha fazla elektrik sinyal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan beyni, insanı diğer canlılardan ayıran en önemli oluşumdur. İnsan beyni tüm vücut işlevlerini kontrol etmesinden başka düşünmek, analiz yapmak, planlamak, hayal etmek ve sanatsal yaratıcılıktan sorumludur. Beyin üzerinde pek çok araştırmalar yapılmış, ancak gizemi hala çözülememiştir. İnsan beyninde yaklaşık 1 trilyon hücre vardır.İnsan beyni tüm dünyadaki okyanuslarda üretilen su moleküllerinden daha fazla elektrik sinyal üretmektedir.İnsan beyninin ortalama ağırlığı erkeklerde 450mg ve bayanlarda 350mg’dır. İnsan zekasınının en önemli kalıtsal ve çevrimsel (yetiştirme) faktörlerini belirler.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.tibetkacira.com/wp-content/uploads/2010/11/beyin_tumoru.jpg"><img class="size-medium wp-image-89 aligncenter" title="beyin_tumoru" src="http://www.tibetkacira.com/wp-content/uploads/2010/11/beyin_tumoru-254x300.jpg" alt="" width="254" height="300" /></a></p>
<p>Beyin tümörleri hangi yaşlarda görülür ?</p>
<p>Beyin tümörleri yeni doğan çocuklar dahil olmak üzere tüm yaş dönemlerinde görülürler. Orta yaş sonrası özellikle kanserli hastaların büyük bir bölümünde kanserin yayılması ile beyinde tümör ortaya çıkabilir.</p>
<p>Beyin tümörlerinin belirtileri nelerdir ?</p>
<p>Beyin tümörlerin belirtileri şöyle sıralanabilinir :<br />
1. Baş ağrısı, beyninde tümör olan hastaların ancak %60 ında baş ağrısı görülür. Bu ağrı genellikle son birkaç aydır ortaya çıkmıştır ve gittikçe şiddetlendiğini ifade edilir hasta tarafından.<br />
2. Bulantı kusma, Baş ağrısı ile birlikte bulunması ve özellikle birkaç gün yada haftadır mevcut olması önemlidir.Ancak burada baş ağrısı ve kusmanın uzun sürelerdir var olması migren düşündürür.<br />
3. Çift görme ve görme bulanıklığı, Baş ağrısı ile birlikte veya baş ağrısı olmaksızın ortaya çıkan çift görme, bulanık görme, görmenin azalması beyin tümörlerinin ilk belirtisidir.<br />
4. Kol ve bacakta kuvvetsizlik, beceriksizlik, dengesizlik, Son zamanlarda ortaya çıkan vücudun sağ yada sol yarısında uyuşmalar, ellerde güçsüzlük, uyuşukluk ,beceriksizlik görülebilir . Yürürken “sarhoşvari yürüme” ve “dengesizlik” bir beyincik tümörünün belirtisi olabilir.<br />
5. Konuşma bozukluğu, Konuşamama, anlama güçlüğü, konuşurken yanlış kelime ifadeleri yada sarhoşvari konuşma keza beyin tümörlerinin ilk bulgusu olabilir.<br />
6. Sara nöbetleri (epilepsi), Bilinç kaybı olarak yada olmaksızın istem dışı kasılmalar, panik atak tarzında kendini kötü hissetmeler bir epilepsi çeşidi olabilir. Özellikle 20 yaş sonrası ortaya çıkan bu tarz nöbetler aksi ispatlanana kadar beyin tümörüne bağlı olduğu düşünülerek araştırılmalıdır.</p>
<p>Beyin Tümörlerinin oluşumunun sebebi nedir ?</p>
<p>Beyin tümörlerinin kesin sebebi henüz bilinmemekle birlikte kalıtımın, çevre kirliliğinin önemli faktörler olduğu düşünülmektedir.</p>
<p>Erken teşhisin önemi nedir ?</p>
<p>Beyin tümörlerinin erkenden teşhis edilebilmesi çoğu kez hastanın hayatını ve yaşam kalitesini etkilemektedir. Bunun için hastanın bedeninde olan değişiklikleri erkenden fark edebilmesi ve vakit kaybetmeden hekime başvurması gerekmektedir.</p>
<p>Beyin tümörünün erken belirtileri var mıdır ? Bunlar nelerdir ?</p>
<p>Son zamanlarda artan, daha öncekilerden farklı baş ağrısı, görme azalması, işitme ve koku hissinin azalması ya da kaybı, kafa tasında ortaya çıkan şişlik, sık sık bayılmalar beyin tümörü belirtisi olabilir. Küçük boyutlarda erkenden teşhis edilen tümörlerde hasta tedavisinde çok daha iyi sonuç alınabilecekken büyük boyuta ulaşmış tümörlerin tedavisi daha zor ve tehlikeli olabilmektedir.</p>
<p>Her başağrısı beyin tümörünü mü işaret eder ?  İlk işaret başağrısı mıdır ?</p>
<p>Burada baş ağrısının uzun sürelerdir var olması ilk etapta migren düşündürür. Ancak beynin kendisi ağrıya hassas bir organ olmadığından beyinde gelişen bir tümör belirli bir büyüklüğe erişene kadar pek baş ağrısına sebep olmaz. Özellikle büyüme hızı fazla tümörlerde baş ağrısı görülürken, yavaş gelişen beyin tümörlerinde beyin geriye çekilerek tümöre yer açabilir bu taktirde çok büyük boyutlarda dahi baş ağrısı hastada görülmeyebilir.</p>
<p>Beyin tümörleri nasıl tedavi edilir ?</p>
<p>Beyin tümörlerinin günümüzde pek çok tedavisi mevcut olmakla beraber ana başlıklar halinde özetlersek..<br />
Birinci seçenek Cerrahi; Tümörün en hızlı ve en etkili bir şekilde vücuttan alınarak yok edilmesi ancak cerrahi ile gerçekleştirilebilir.<br />
İkinci başvurduğumuz yöntem Radyoterapi ; Özellikle habis beyin tümörlerinde cerrahi sonrası ek tedavi olarak uygulanır.<br />
Üçüncü yöntem ise Kemoterapi; Yine habis beyin tümörlerinde cerrahi tedaviye ek olarak radyoterapi ile birlikte yapılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tibetkacira.com/beyin-tumorleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bel Kayması</title>
		<link>http://www.tibetkacira.com/bel-kaymasi</link>
		<comments>http://www.tibetkacira.com/bel-kaymasi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Nov 2010 21:25:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>truvahorse</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bel Kayması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tibetkacira.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Bel Kayması (spondilolistezis) Omuriliğin içinden geçtiği omurların dizilişinin bozulması, omurların diğer omurların üstüne binmesi ya da sağa yada sola çıkıntı yapması, buna bağlı olarak etrafındaki sinirleri ve dokular zedelemesi, bel kayması (spondilolistezis) olarak adlandırılır. Omurgamız 24 tane omur yani vertebradan oluşur bu omurlardan kalçadan itibaren ilk beşi L1-L5 olarak adlandırılır. Bel kayması bu omurların bulunduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong>Bel Kayması</strong> (spondilolistezis)</p>
<p align="justify">Omuriliğin içinden geçtiği omurların dizilişinin bozulması, omurların diğer omurların üstüne binmesi ya da sağa yada sola çıkıntı yapması, buna bağlı olarak etrafındaki sinirleri ve dokular zedelemesi, bel kayması (spondilolistezis) olarak adlandırılır. Omurgamız 24 tane omur yani vertebradan oluşur bu omurlardan kalçadan itibaren ilk beşi L1-L5 olarak adlandırılır. Bel kayması bu omurların bulunduğu kısımları etkiler.
</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.tibetkacira.com/wp-content/uploads/2010/11/belkaymasi3.jpg"><img class="size-full wp-image-81     aligncenter" title="belkaymasi" src="http://www.tibetkacira.com/wp-content/uploads/2010/11/belkaymasi3.jpg" alt="" width="215" height="300" /></a><br />
<strong></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Bel kayması neden ortaya çıkar, kimlerde daha sık görülür?</strong></p>
<p align="justify">Aşamalı olarak omurların yıpranması ya da L1-L5 omurları arasında kalıntı oluşması bel kaymasını tetikleyebilir, ayrıca sporcu yaralanmaları, kazalar, tümörler, bel kaymasına neden olabilir. Zor geçen bazı doğumlarda bel kayması ortaya çıkabilir. Yaşlılık bel kaymasının önemli nedenlerinden biridir zira uzun yıllar hırpalanan omurlar ve sıklaşan ağrılarla bel kayması ciddi bir soruna</p>
<p align="justify"><strong>Bel kaymasının belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p align="justify">Bel kayması yaşayan çoğu hasta bunu fark etmeyebilir ya da radyografi testlerinde tesadüfen fark edebilir. Bu sebeple bazı hastaların hiçbir şikayeti yoktur. Bunun yanı sıra, kalçanın hemen üstündeki bel çukurunda az önce L1-L5 diye tabir ettiğimiz bölgede ağrı duyulabilir, eğer kayan omurlar bir siniri sıkıştırmış ise tüm bacak hatta topuğa kadar yayılan ağrılar hissedilebilir bu ağrıları siyatik olarak adlandırırız. Hasta vücüdunu askıya aldığı zaman ya da öne doğru eğildiği zaman ağrı hissi azalır. Eğer uyuşukluk hissizlik veya karıncalanma varsa bu sinirlerin zarar gördüğünün işaretidir. Tüm bunlar hastanın hayat standartlarını olumsuz yönde etkiler. Kişi tedbirli hareket etmelidir.
</p>
<p align="justify"><strong>Belkayması tedavisi için uygulanacak 3 yöntemden bahsedebiliriz.</strong></p>
<p align="justify">İlaçla Tedavi: Ağrıların ağır olmadığı veya belli aralıklarla hissedildiği durumlarda ameliyata gerek duyulmaz ağrı kesicilerle, dinlenme tavsiye edilir.</p>
<p>Hastanın hikayesine göre ilaçla tedavi fizyoterapi ile desteklenir. Bel korsesi kullanmak gerekebilir.</p>
<p align="justify">Fizik Tedavi: Soğuk sıcak kompresler, TENS uygulamaları, omurları rahat ettirecek pozisyonların bulunması, kasların çalıştırılması ve egzersizlerden oluşan bir bütündür. Fizik tedavi, fizyoterapi merkezlerinde bitmez, tedaviye hekiminizin verdiği egzersizler ve kompreslerle devam etmeniz gerekir.</p>
<p align="justify">Ameliyat: İlk iki aşamada sonuç alamadıysanız cerrahi müdahale gereklidir. Ameliyat omurilik bölgesi sorunlarında önemli bir karardır. Ameliyat sırasından ve sonrasında çok daha ağır komplikasyonlar oluşabilir. Bu sebeple tedavi için işinin ehli bir uzman seçmek çok önemlidir. Bel kayması ameliyatlarında poliaksiyel vida ve rot sistemleri ile omurgalarda stabilizasyon işlemi.</p>
<p align="justify"><strong>Yakalanmamak için neler yapılmalıdır?</strong></p>
<p align="justify">Hareketsiz bir yaşam, ani hareketler, ısınmadan yapılan sporlar, ağır ve dengesiz yük taşımak bu hastalığı tetiklediği için tedbirlerimizi ona göre almalıyız. Dik durmalı, ağrılıkları öne doğru eğilerek değil de dizlerimiz kırarak kaldırmalıyız, yüzme sporu tüm vücudumuzu çalıştırdığı için kemiklerimiz ve omurlarımız güçlenecektir, karın kaslarımızı güçlendirmek, bel için en faydalı davranış olacaktır güçlü karın kasları, bele binen yükü azaltacaktır. Tüm kemik rahatsızlıklarında olduğu gibi kalsiyum alımına önem vermeliyiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tibetkacira.com/bel-kaymasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bel fıtığı</title>
		<link>http://www.tibetkacira.com/bel-fitigi</link>
		<comments>http://www.tibetkacira.com/bel-fitigi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Nov 2010 21:19:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>truvahorse</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bel fıtığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tibetkacira.com/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[Sırtımızda hemen hemen boyun bölgesinden başlayıp kalçamızdan daha aşağıya kadar uzanan ve omurilik kanalını oluşturan 31 adet omur vardır. Bu omurlardan beş tanesi fıtıklaştığı zaman sorunlar yaşanan bel bölgesinde bulunur. Bu omur kemiklerinin arasında hareketi kolaylaştıran, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur. Bu disk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Sırtımızda hemen hemen boyun bölgesinden başlayıp kalçamızdan daha aşağıya kadar uzanan ve omurilik kanalını oluşturan 31 adet omur vardır. Bu omurlardan beş tanesi fıtıklaştığı zaman sorunlar yaşanan bel bölgesinde bulunur. Bu omur kemiklerinin arasında hareketi kolaylaştıran, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur. Bu disk iç ve dış tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dıştaki tabakanın yapısı bozulunca içte bulunan yumuşak tabaka dışarıya doğru taşar. Bu taşan (fıtıklaşan)kısım omurilik kanalındaki sinirlere baskı yapar ve bu sinirleri sıkıştırır. Bazen de bu fıtıklaşan bölgeden kimyasal maddeler salgılanır ve ağrı hissedilir. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa bel fıtığı denir.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.tibetkacira.com/wp-content/uploads/2010/11/belfitigi.jpg"><img class="size-full wp-image-70  aligncenter" title="belfitigi" src="http://www.tibetkacira.com/wp-content/uploads/2010/11/belfitigi.jpg" alt="" width="250" height="182" /></a></p>
<p>BEL FITIĞI KİMLERDE GÖRÜLÜR? KİMLER RİSK ALTINDA ?
</p>
<p align="justify">Toplumun yüzde 80&#8242;inden fazlası en az hayatında bir kere bel ağrısı çekmektedir. Bu sebeple doktora başvuranların sayısı oldukça fazladır. Sıklıkla orta yaşlarda görülür fakat her yaşta ortaya çıkabilir. Oturarak çalışan ve de bunu yanlış bir sandalye üzerinde yapan kişilerde bel fıtığı görülme ihtimali yüksektir. Ağır yük kaldırmak zorunda olanlar, spor yaparken dikkatsiz davrananlar, egzersize ısınmadan başlayanlar, duruş ve oturma bozukluğu olanlar risk altındadır. Hemen hemen her hastalıkta risk faktörü sayılan sigara ve alkol kullanımı da bel fıtığını tetikleyebilir. Stresli ve huzursuz bir yaşamı olanların da bel fıtığına yakalanması muhtemeldir. Bu risklere ne kadar çok maruz kalıyorsanız bel fıtığı olma ihtimaliniz de o kadar fazladır. Bu faktörlerin yanında kalıtsal (aileden gelen) faktörleri de unutmamak gerekir. Ailesinde bel fıtığı olanlar risk altındadır.</p>
<p>BEL FITIĞININ NEDENLERİ</p>
<p align="justify">Bel fıtığının oluşmasında yapılan bilinçsiz ve düzensiz hareketler ile ağır yük kaldırmak önemli rol oynamaktadır. Çok hafif bir yük kaldırıldığında bile bel fıtığı ortaya çıkabilir. Örneğin; eğilerek bir şey kaldırdığımızda bu yük sırtımızın her bölgesine eşit olarak dağılmaz. Düzensiz dağılan yük de bel fıtığı oluşumuna neden olur. Bir diğer neden ise bu disklerin beslenmesinin bozulmasıdır. Yaşımız ilerledikçe bu diskleri besleyen damarlar ve diskteki su miktarı azalır. İçindeki su miktarı azalan ve yeterince besin alamayan disk küçülür. Bu yüzden iki omur arasındaki mesafede azalmış olur. Bu olumsuzluklarla beraber beslenmesi azalan dolayısıyla da oksijen miktarı azalan diskte bir de fiziksel hareketlerden kaynaklanan bozulma görülür. Diskteki hücre sayısı da azalır. Bir diğer neden ise, disk yapısı bozuk kişilerde kilo almaya bağlı gelişen ağrılığın omurdaya verdiği yükle mevcut fıtıklaşmanın artmasıdır. Bu etkilerden dolayı kişinin yaptığı yanlış bir hareket sonrasında içteki kısım dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.</p>
<p>BEL FITIĞI KENDİNİ NASIL BELLİ EDER ?</p>
<p align="justify">Bel fıtığının en büyük belirtisi belde ve bacakta oluşan ağrıdır. Hasta doktora gittiğinde belimin ağrısı bacağıma vuruyor der. Ama sadece bel veya sadece bacak ağrısı da olmuş olabilir. Bacakta uyuşma, güç kaybı görülebilir. Ayrıca daha önce yaptığı hareketleri yapmada zorlanma, hareket kabiliyetinin kısıtlanması ve yürürken topallamak görülebilir. Bel fıtığının daha ilerlemiş ve şiddetli şekillerinde cinsel bozukluklar, idrarını ve büyük abdestini yaparken zorlanmak ya da idrarını tutamamak görülebilir. Bacaklarda felç oluşabilir ya da bacağın hissetmesi azalabilir.</p>
<p>TEŞHİS NASIL KONUR ?</p>
<p align="justify">Her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Kanser, romatizma, bel kayması, spor yaparken belini incitmek gibi bir çok sorun bel fıtığı gibi belirtiler verir. Bu yüzden teşhis koyarken dikkatli olmak gerekir. Bel fıtığı teşhisinde emar önemli bir yer tutmaktadır. Bu yöntemle sorunun nerde ve hangi dokuda olduğu kolaylıkla tespit edilebilir. Bu görüntülerin, yapılan tetkikler ve klinik testler sonucu desteklenmesi gerekir. Çünkü görüntüyü yorumlarken yanlış yapmak tedaviyi de etkiler.</p>
<p>BEL FITIĞI TEDAVİSİ</p>
<p align="justify">Tedavide ilk tercih edilen yöntem cerrahi tedavi (ameliyat) olmamalıdır. Konservatif tedavi denen ilaç kullanımı, uygun ortopedik bir yatakta yatmak, fizik tedavi gibi yöntemler uygulanır. Bunlar bir çok bel fıtığı hastalığının düzelmesine yardımcıdır. Kas gevşetici, ağrı kesici ilaçlar tercih edilir. Gerekirse hastaya egzersiz yapması önerilir. Bel fıtığı tedavisinde en iyi egzersiz ve spor yüzmektir. Bunlarla düzelme sağlanmıyorsa ve hastanın emar bulguları ile klinik bulguları cerrahi endikasyon gösteriyor ise ameliyat önerilir. Bunun için yapılan görüntüleme metodları ameliyat kararının verilmesinde çok büyük katkı sağlar. Günümüzde mikrocerrahi ile yapılan ameliyatlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Eğer hastalık ilerlemişse vakit kaybetmeden ameliyat yapılmalıdır. Yapılan ameliyatların başarılı olma ihtimali yüzde 90&#8242;ın üzerindedir. Fakat hala ameliyat sonrası oluşacak komplikasyonlar (yan etkiler)tamamen ortadan kalkmamıştır. Her cerrahi müdahalede olduğu gibi bel fıtığı ameliyatlarında da belirli komplikasyonlar ve riskler mevcuttur. Hasta hekiminden bu riskleri ve komplikasyonları detayli bir şekilde dinlemelidir. Şunu unutmamak gerekir ki bel fıtığı tedavi edilebilen bir hastalıktır.</p>
<p>BEL FITIĞINDAN KORUNMAK İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ ?</p>
<p align="justify">Önemli olan hastalığa yakalanmadan önce gerekli olan tedbirleri alarak bel fıtığına yakalanma riskini en aza indirmektir. Bunun için hiç bir zaman ağır yük kaldırmamaya özen göstermek gerekir. Vücudun yapısına ters gelen hareketlerden kaçınmalıyız. Beli kullanarak eğilmek yerine çömelip yani dizlerimizi kırıp eğilmek gerekir. Bir yerden bir şey alırken olabildiğince alacağımız cisme yaklaşmak gerekir. Uzanarak bunu denemek yanlıştır. Hareketsiz bir yaşam tarzından kaçınmamız lazım. Bel kaslarını güçlendirici egzersizler ve yüzme sporu(sağlıklı iken yapılan) çok faydalıdır. Fakat bunları yapmak bel fıtığı olmayacağımız anlamına gelmez. Genetik faktörler, kişiye ait durumlar da bu hastalığın oluşmasında rol oynar.</p>
<p>Son olarak kilo almak bel fıtığı mevcut kişilerde çok önemli bir negatif faktör teşkil eder. Kişi bunlara dikkat ederse bel fıtığı rahatsızlığı sosyal hayatını kısıtlayıcı boyutlara ulaşmadan bertaraf edilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tibetkacira.com/bel-fitigi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyin Kanamaları</title>
		<link>http://www.tibetkacira.com/beyin-kanamalari</link>
		<comments>http://www.tibetkacira.com/beyin-kanamalari#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Nov 2010 12:36:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>truvahorse</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin Kanamaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tibetkacira.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[ANEVRİZMA – SUBARAKNOİD KANAMALAR Subaraknoidal boşluğa, arter ya da ven ‘ in yırtılmas sonucu, kan sızması ile meydana gelen tablo “subaraknoidal kanama” olarak adlandırılır. Subaraknoidal boşluk veya aralık ise beyinin en dışını saran pia mater ad verilen çok ince zar ile bu tabakanın üzerindeki zar olan arachnoidea arasında kalan mesafedir. Subaraknoidal kanamalar çok değişik nedenlerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANEVRİZMA – SUBARAKNOİD KANAMALAR</strong></p>
<p align="justify">Subaraknoidal boşluğa, arter ya da ven ‘ in yırtılmas sonucu, kan sızması ile meydana gelen tablo “subaraknoidal kanama” olarak adlandırılır. Subaraknoidal boşluk veya aralık ise beyinin en dışını saran pia mater ad verilen çok ince zar ile bu tabakanın üzerindeki zar olan arachnoidea arasında kalan mesafedir. Subaraknoidal kanamalar çok değişik nedenlerle meydana gelirse de en sık nedeni anevrizmalardır. Subaraknoidal kanamalar kafa içi patolojiler içinde, birden ölümlere yol açabilen en ağır klinik tabloların başında gelir ve anevrizma rüptürüne bağlı subaraknoidal kanama görülme sıklığı 40 – 60 yaş grubunda en yüksektir. Anevrizmal hastaların % 50 sinde, genellikle kanamadan 1 – 3 hafta önce, uyarıcı belirtiler vardır. Baş ağrısı olguların % 30 unda çoğunlukla anevrizma tarafında olmak üzere tek taraflıdır. Anevrizmal subaraknoidal kanamaların % 30 u uykuda ortaya çıkar. Nedeni bilinmemekle beraber ilkbahar ve sonbahar aylar kanama sıklığının daha fazla görüldüğü aylardır. Halk arasında baloncuk olarak bilinen anevrizma denince; genel olarak, temiz kan taş yan damarlara ( arter ) ait genişlemeler anlaşılır. Anevrizmalar aort gibi çok geniş damarlarda oluşabildiği gibi, küçük ve orta boy damarlarda da oluşabilirler. Bu bölümde konu edilen, ani kanamalarla bazen çok dramatik sonuçlar veren beyin anevrizmalarıdır. Anevrizmalar yapı itibar ile damar duvarının doğuştan zayıf olduğu noktalarda, genellikle de damarın daha küçük dallara ayrıldığı noktalarda oluşur. Damar duvarının zayıf olduğu noktada damar içi basınç ( tansiyon ) nedeniyle her kalp atımında damar duvarı zayıf noktadan dışar doğru bombeleşerek zamanla baloncuk oluşur. Baloncuk duvar basınca dayanamadığıanda da patlar, patlama ya kendiliğinden olur ya da eforla oluşur. Örn. öksürme, ıkınma, cinsel temas gibi basınç artmasına neden olan aksiyonlar…
</p>
<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.tibetkacira.com/wp-content/uploads/2010/11/beyinkanamasi.jpg"><img class="size-full wp-image-85 aligncenter" title="beyinkanamasi" src="http://www.tibetkacira.com/wp-content/uploads/2010/11/beyinkanamasi.jpg" alt="" width="291" height="242" /></a></strong></p>
<p><strong>Anevrizma kimlerde oluşur, risk faktörleri nelerdir…</strong> </p>
<p align="justify">Damar duvarındaki yetersizlikler (Doğumsal), Damar duvarındaki Arteriosklerotik veya hipertansif değişiklikler, Travmatik (darp veya kaza sonucu kafa yaralanmalar ), Enfeksiyona bağlı olarak.
</p>
<p><strong>Risk Faktörleri:</strong></p>
<p align="justify">Hipertansiyon, Sigara kullanımı, Oral Kontraseptifler (Doğum kontrol ilaçlar ), Alkol (Şüpheli), Kokain.</p>
<p><strong>Anevrizmanın beyinde oluştuğu yerler:</strong></p>
<p align="justify">Beyini besleyen damarlar, beyin tabanında birleşerek Willis Poligonu ad verilen damar ağını meydana getirirler. Anevrizmalar genellikle bu willis poligonunda oluşur. Anevrizmas olan insanların büyük bir bölümünün hiçbir şikayeti yoktur. Ancak bazen migren tarzında ya da spesifik olmayan baş ağrılar olabilir. Ayrıca anevrizmanın büyük olduğu durumlarda kitle etkisi nedeniyle beyinde komşuluk yaptığı sinirlerle ilgili belirtiler görülebilir. Koku duyusunda bozulma ve göz sinirlerine ait felçler gibi…
</p>
<p><strong>Anevrizma nasıl ortaya çıkar?</strong></p>
<p align="justify">Genel amaçlı yapılan tomografi veya MR tetkikinde tesadüfen</p>
<p align="justify">Kafa sinirlerine ait belirti vererek. Örneğin görme sinirine ait felçler.</p>
<p align="justify">Kanama sonucu: Kanama da sızıntı şeklinde beyin zarları arasına (subaraknoid kanama) veya beyin dokusu içerisine olmak üzere iki türlü olabilir.</p>
<p align="justify">Yukarıdaki nedenlerden en önemlisi kanamadır. Aniden, çok şiddetli baş ağrısı, arkasından menenjit belirtisi olan ense sertliği ( çoğunlukla 6 – 24 saat içinde yerleşir ),kusma, kanamanın cinsi ve ağırlığına göre bilinçte bozulma ve bazen bel ağrısı ile ortaya çıkabilir. Baş ağrısı en yaygın belirti olup vakaların % 97 sinde vardır. Hasta genellikle “hayatımın en kötü baş ağrısı ” diye nitelendirir.
</p>
</p>
<p><strong>Teşhis ve Tedavi</strong></p>
<p align="justify">Teşhis için yapılacak ilk iş bir nörolog ya da beyin cerrahisine müracaat etmektir. Subaraknoidal kanamalarda ilaçsız olarak çekilen ilk beyin tomografisi kanama olup olmadığı konusunda yeterli bilgiyi verir. İkinci aşamada MR veya kateter anjiografi mutlaka yapılmalıdır.
</p>
<p><strong>Anevrizmaların rastlanma oranı</strong></p>
<p align="justify">Amerika’daki istatistiki verilere göre yüzbinde 6 – 10 arasında bulunmuştur. Anevrizmaların tedavisi cerrahidir. Ancak buradaki önemli olan nokta anevrizmaya kanama olmadan müdahele etmek, ya da hiç değilse birinci kanamadan sonra hastanın genel durumu uygunsa ameliyatını yapmak şarttır. Ameliyat mikroşirürji uygulanarak yapılmaktadır. Son yıllarda endovasküler girişimler de başarıyla uygulanmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tibetkacira.com/beyin-kanamalari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

